Neden Uzaya Gitmeliyiz?

Geçtiğimiz 9 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından duyurulan Milli Uzay Programı kapsamında, Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıl içerisinde gerçekleştirmesi planlanan hedefler duyurulmuştu. Bu hedefler arasında bir Türk vatandaşını uzaya göndermek ve kendi “uzay limanımızı” kurmak gibi hedefler yer alıyor.

Açıklamanın ardından Türkiye ikiye bölündü. Bu kararı geç verilmiş fakat doğru bulan insanlar ile gereksiz bulan insanlar tartışmaya girdiler. Neden uzaya gitmeliyiz? Ülkemiz problemler ile doluyken neden hala uzayı bir hedef olarak belirliyoruz? Oy toplamak veya siyasi bir nüfuz kazanmak için yapılmış bir reklam kampanyası mı? Uzaya gitmenin temel sebepleri nelerdir?

Uzay, teknoloji demektir!

1957 yılında Rusların gönderdiği Sputnik 1 uydusu ile başlayan uzay çağında insanlar zincirlerinden kurtuldu. Artık haberleşmek için kilometreler boyunca uzanan telefon hatlarıyla değil, uyduları kullanarak iletişimi sağlayan telefonlarımızı kullanıyoruz.

Günlük hayatımızda kullandığımız bir çok araç ve gereç uzay görevleri için özel olarak üretildikten sonra insanların kullanımına sunulmuştur. Bunların arasında taşınabilir bilgisayarlar, çizilmeye dayanıklı camlar ve mercekler, insülin pompası gibi şu anda kolaylıkla ulaşabildiğimiz ürünler vardır.

  • İnsülin Pompası

Uzayda başı çeken ülkeler bu ürünlerde de dünyaya ihracatta başı çekmekteler. Başka bir deyişle 1 harcayıp 10 kazandılar. Uzaya gitmek kısa vadede pahalı gibi görünse de NASA, uzay çalışmaları için icat ettiği bazı ürünlerin patentlerini özel firmalara kiralayarak bazı devletlerin ihracatlarından bile daha fazla gelir elde etmiştir.

Uzay rekabet demektir!

Özel şirketlerin de dahil olduğu uzay yarışında artık sıradan insanlar dahi kendi uydularını uzaya gönderme imkanına erişebiliyor. Hatta Yeni Zelanda merkezli RocketLab firması 80 bin dolar gibi bir ücret ile 100 kilograma kadar yüklerinizi yörüngeye taşıyabiliyor.

Geçtiğimiz yıllarda Çin, yaptığı açıklamada 2028 yılına kadar Ay’da bir üs kurulması ve madenciliğe başlanmasının amaçlandığını açıklamıştı. Bu açıklamanın ardından ABD’de aynı politikayı izleyeceğini duyurdu ve tüm dünyada ihracatı yapılan madenlerin değeri düştü. Bu ve bunun gibi örnekler teknolojik bir savaşı göstermekle beraber bir ekonomik savaş da olduğunu belirtiyor. Böyle bir ortamda yarışta öne geçen kişi gidilecek yolun rotasını belirliyor.

Uzay gelecektir!

Dünyamıza geri dönülemeyecek hasarlar vermeye devam ettiğimiz sürece uzay, bizim ilk seçeneklerimizden birisi olmaya devam edecek. Şu anda dahi dünyadaki tüm emisyonu durdurursak, dünyanın kendini yenilemesinin en az 100 yıl süreceği tahmin ediliyor. Emisyonu durdurmanın imkansız olduğu bir ortamda en iyi seçeneğimiz de yaşayabileceğimiz başka bir gök cismi bulmak. Bu konuda en kuvvetli adayımız da Mars!

Son olarak bunun bir siyasi propaganda olduğunu düşünmek gayet normaldir. 10 yıl içerisinde Ay’a insan göndereceğiz diyen John F. Kennedy’de bir siyasetçiydi ve seçimleri kazanmıştı. Burada önemli olan ülkenin kalkınmasıdır ve siyasetçiler gelip geçicidir.

Kaynaklar: Mars Direct: Space Exploration, the Red Planet, and the Human Future, Dr. Robert Zubrin

Why Humans Go to Space? Amelie Saintonge, Cornell University

Benefits Stemming from Space Exploration, NASA 2013

Salih Kaplan

Elektrik-Elektronik Mühendisliği 3. Sınıf Öğrencisi Metronompolis Kurucu Ortak Çakma Mühendis Kurucu Ortak Takıl Medya Kurucu Ortak(2021 Nisan'a kadar)

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir